defterk

MUHSİN AMCA

27 Eylül 2017 Çarşamba 08:41
muhsin-amca

Yasin Öztürk, geçmişin kıyısından bir mahalle hatırasını yazdı.

 




On üç on dört yaşlarındaydım. Mahallenin ortasında müstakil bir evimiz vardı. Öyle lüks bir hayatımız yoktu. Babam kendi halinde, ne iş olursa yapar giderdi. Maaşmış, sigortaymış bilmezdi. Annem ise ev, bahçe işleri ile uğraşan, hayatta sadece evi, eşi ve çocuğu için yaşayıp giden bir kadındı. Bilirsiniz mahalle kavgalarını, sinirler gerilir, kavgalar edilir, üç beş gün küs durulur sonra da hiçbir şey olmamış gibi tekrar hayata devam edilir. Mahalle işte…

Babam hiç karışmazdı bana, okula gidip gitmediğimi, evde durup durmadığımı bilmez; kavga etsem bile hiç umursamazdı.

Bizim mahallede bir Muhsin Amca vardı. Annem kızardı, bu adama konuşma diye. Muhsin Amca temiz dürüst bir kişiydi. Kimseye karışmaz, darılmaz, kavga etmezdi. Olaylara hep uzaktan bakardı. Ama çocuklar bu adama ilgi duyardı. Belki saf biri diye düşünürlerdi ondan galiba. Ama Muhsin Amca içine kapanık gibi gözükmekle birlikte mahallenin her şeyini bilirdi. Gençlere öğüt vermez, sanki kendi başına gelmiş gibi anlatırdı. Bundan olacak, mahallenin çocukları ve gençleri ilgi duyardı ona.

Mahallenin her tarafta aynı değildir. Bazı mahallelerde yapılan olumlu veya olumsuz şeyler anında duyulur. Bazılarında da zamanla, bazıları ise hemen…

Muhsin Amca’nın mazisini pek kimse bilmezdi. Mahallenin eski sakinidir Muhsin Amca.

Bir gün mahalleye kelli felli beş altı kişi geldi. “Muhsin’in evi nerde” dediler. Bende gösterdim işaret parmağımla. Gittiler evine, kapıyı çaldılar, Muhsin Amca çıktı dışarı. Duyamadığım bir şeyler konuştular, sonrada onu aldılar gittiler. Kimdi onlar, nereye götürdüler bilemedim. Aradan zaman geçti, baktım geliyor, bana baktı, şöyle bir elini salladı. Kızdı mı, güldü mü anlamadım. Sormadım da ne olduğunu. Aradan iki üç gün geçti bu sefer de Muhsin Amca kendi gitti. Bu mahallede böyle şeylere az rastlanırdı. Şüphelendim, gittim peşinden, gittiği yer karakoldu. O kelli felli adamlar dışarda oturuyorlardı. Gittim yanlarına, “ ne geldin çocuk” dediler. Oturdum adımı sordular; “Börü” dedim, “o ne biçim isim” diyerek güldüler. Bende arsız gibi onlara sordum, tek tek Murat, Memiş, Tarık, Ersin, Ahmet ve Davut olduğunu söylediler. Meğerse polismiş bu kelli felli adamlar. Muhsin Amca’yı neden götürdüklerini sordum.

“Anlamazsın, boş ver” dediler.

Muhsin Amca çıktı içerden. Beni gördü gidelim işareti yaptı. Yan yana gitmeye başladık. “Muhsin Amca neden buraya gelip gidiyorsun” dedim. “Eskiden olan bir iş”  dedi. “ olsun anlat dedim”.

Başladı anlatmaya: “1980 yılında evlendim. Evlendiğim kişi arkadaşımın kardeşiydi. 1983 yılına kadar güzel devam etti” dedi ve ekledi, “ben o zaman psikologdum”. Şaşırdım “polis mi” diyerek baktım yüzüne. “Ya psikologdum” dedi iç geçirerek. “Şimdi ne istiyorlar senden” dedim. “Anlatıyorum” dur dedi. “Oturduğum apartman öyle mazbut bir apartmandı. İnsanlar kendi hallerinde, işlerinde güçlerindeydi. Apartmanımızda bir ben vardım öyle işi sabit işine gidip gelen. Hastalarım vardı, günlük sayıları değişirdi. Herkese elimden geldiğince yardım ederdim. Ama eşim benden çok rahatsızdı. Sürekli hastalarınla sabah akşam ilgileniyorsun diye isyan ederdi. Bir gün akşam yine geç gelmiştim eve, kapıyı çalıyorum açan yok. Ben de anahtarımla açtım. Baktım evde ne hanım ve ne çocuklar. O zamanlar telefonda yok öyle ceplerde. Tanıdık tanımadık her münasip evlerin kapısını çaldım ve sordum. Kimse görmemiş duymamış. Geç vakit oldu ama bulamadım izine rastlayamadım. Polise gitmek aklıma o an gelmedi. Gittim eve beklerken uyuya kalmışım. Sabah oldu. İşe gitmedim. Tekrar dolaştım tanıdıkları, ama haber yok.  


Günler akıp gidiyor, benim arayışlarım devam ediyordu. Ne eşimden haber var ne de çocuklarım Yılmaz ve Fatih’ten. Ben psikologdum ama kendi derdime çare olamıyordum. Ne yapacağımı bilemiyordum. Ne psikologluğum kaldı ne de doktorluğum. Zamanla işi savsaklamaya başladım. Oturduğum evi ve mahalleyi terk ettim. Geldim bu mahalleye yerleştim.

“ Ya polisler niçin seni alıp götürdüler o zaman” dedim. “ Onlar mı” dedi ve devam etti; “ Kayıpmışım, aranıyormuşum onun için arıyorlarmış. Bu seferde bulunmuşum!” dedi.

Mahalleye geldik Muhsin Amca evine girdi, bende öyle gezeledim durdu. Aradan iki üç gün geçti, mahalleye orta lüks bir araba girdi. Girişte birine bir şey sordu o da el işareti ile benim olduğum tarafı gösterdi. Araba yaklaştı Muhsin Amca’nın evinin önünde durdu. Arabadan iki kişi indi. Hemen aklıma geldi bunlar Muhsin Amca’nın Yılmaz ile Fatih dediği oğlu olmasın dedim. Kapıyı çaldılar ama açan olmadı. Bana sordular ev sahibini gördün mü diye. Bende omuz silkeledim görmedim der gibi. Beklemeye başladılar, kendi aralarında konuşarak. Merak ettim bende bekledim az uzaklarında. Epey zaman geçti. Akşama doğru günün kızıl rengi aldığı bir zamandı, Muhsin Amca köşeden çıktı, evine doğru yaklaştı. Hemen o iki kişi ona yöneldi. Birbirlerine baktılar. Hafif duygulu bir şekilde Muhsin Amcaya “ Baba” dediler. Muhsin Amca araba tarafına ufaktan eğildi baktı başka kim var diye. “ Annem öleli on bir sene oldu” dedi birisi.

İçeri girdiler. Biraz durdular ve gittiler. Ertesi gün saat on gibi geldiler. Biz maç yapıyorduk arkadaşlarla, maçtan çekildim ben Muhsin Amca’nın evine bakıyordum. Acaba ne olacak merakıyla. İçeri girdiler, bir müddet sonra Muhsin Amca ve yanındakiler çıktı. Elinde valizi ile şöyle bir etrafa baktı, evine baktı ve göz göze geldik. İşaret etti koştum vardım yanına, “Bunlar benim oğullarım, alıp götürüyorlar” dedi. Saçlarımı okşadı ve ekledi; “ hayatta ne istersen ol ama psikolog olma, çok şey kazandırma yerine aileni kaybedersin ve benim gibi olursun sonra” diyerek bindi arabaya gitti.

O günden sonra bendeki düşünce; hayatta sevdiğin işi yapmanın şart olmadığını, yaptığın işi sevmenin daha güzel bir şey olduğunu ya da “ Sevdiğin işi yapamıyorsan, yaptığın işi seveceksin” düsturunu anladım.

Muhsin Amca terzi misali, ne kendi söküğünü dikebilmiş nede hayatı dikiş tutmuş.



Haber okunma sayısı: 599

htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER