defterk

Murat Soyak ile Söyleşi

20 Ağustos 2014 Çarşamba 10:50
murat-soyak-ile-soylesi

Cihat Albayrak sordu; Murat Soyak cevapladı...












Edebiyat dergilerinin durumunu nasıl yorumluyorsunuz? Edebiyatımızdaki yeri ve etkileri nedir? Birçok derginin yayınevlerinin bünyesinde çıkmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Dergilerimiz hangi hataları yapıyor?


Günümüzde çok sayıda edebiyat dergisi çıkıyor. Bazıları istikrarlı yürüyüşünü sürdürüyor fakat birkaç sayı çıkıp da yayın dünyasından çekilen dergiler de oluyor. Edebiyat dergileri günümüz yayın dünyasında daha hareketli bir durumda görünüyor. Bu hareketlilik bir zaman sonra kesintiye uğrasa da bayrağı başka edebiyat-sanat dergileri devralıyor. Dergilerin yayınını sürdürebilmesi için malum olduğu üzere maddi desteğe de ihtiyaç var. Reklam, abone v.b desteğin olmadığı bir dergide işlerin bir süre sonra aksayacağı bellidir. Bu sebeple okuyucuların yeniden dergilere sahip çıkması gerekiyor.

Her dergi neticede bir ekip çalışmasıdır ancak derginin kurtarılmış bir alan yahut ada gibi görülmesi hoş değil. Dergiler hayat ve insan ile bağlarını daima canlı tutmalıdır. Dergiler yeni imzalara açık olmalıdır. Gençlerin yer bulamadığı dergiler diriliğini kaybeder. Ve çete mantığı ile dergicilik yapmak kayıpları çoğaltır.

Dergilerin sağırlığı kötü. Sadece kendi dergisini, kendi arkadaşlarını yücelten bir tavır ile verimli bir paylaşım sağlanamaz.  Ötekinin sesini, sözünü duymak istemeyen bir anlayış maalesef var. Bu olumsuz durumun mutlaka aşılması lazım. Şu kıyımlar, acılar, yıkımlar dünyasında edebiyat dergilerinin dayanışması önemlidir. Zira edebiyat dergiciliği neticede hakikate, hayata, insana ve umuda dair bir yurt olmak durumundadır.

Bir yayınevinin kanatları altında yürüyüşünü sürdürmeye çalışan dergiler var. Belli ki yayınevi desteğinde birçok sorun hallediliyor. Bir başına, kendi imkânlarıyla çıkan dergileri daha sıcak ve samimi buluyorum. Bir yerde, bir ateş yakılıyor. Karanlıklara karşı ışığın varoluş çabası. Bu çaba süreklilik arz ettiğinde güzel eserler oluşuyor.


Ülkemizdeki edebiyat ödülleri hakkında neler düşünüyorsunuz? Objektif bir değerlendirme yapılıyor mu? Sizce siyasi ve ideolojik etkenler, kararları etkiliyor mu? Ödüllerin edebiyatımıza katkıları nelerdir?


Kişiler ve kurumlar adına çok sayıda edebiyat ödülü tertip ediliyor. Takip etmek dahi zorlaşıyor. Hepsi için kusursuz demek zor. Yakın çevre, kulis faaliyetleri, reklam, siyasi ve ideolojik durumlar elbette çoğu zaman etkili olabiliyor. Objektif değerlendirmelerin yapıldığı ödüller var ama bu niteliği taşımayan ödüller de var. Gönül niteliğin egemenliğini arzu ediyor.

Ödüller nihayetinde bir eser için son söz değildir. Eser için asıl kıymeti okuyucular verir. Ödüllerin önemi o dönemde çıkmış eserlere işaret etmesinde saklıdır. Ödüller bir esere, bir kişiye işaret eder ama asıl hükmü zaman içinde okuyucular verir.


Kitap fuarlarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Fuarlar okur-yazar buluşmasını gerçekten sağlıyor mu? Yoksa okur ticari kaygılara alet mi ediliyor? Kitap fuarlarının okur-yazar ve yayınevlerine faydalı olması için neler yapılmalı? Siz, bir kitap fuarını organize ediyor olsanız, neler yapardınız?

Kitapların konuşulduğu, kitapların gündem olduğu bir ortam daima sevindiricidir. Çeşitli teknolojik aygıtların egemen olduğu dünyada huzursuzluk çoğalıyor. Kitapların dinginliği, kitapların sahiciliği insan için korunaklı bir alan oluşturuyor. Kitap ile insan arasında derin bağlar var.

Kitap Fuarları malum olduğu üzere kitapların görücüye çıktığı bir alış-veriş ortamıdır. İstanbul’da bulunduğum doksanlı yıllarda Kitap Fuarı Tepebaşı’nda kurulurdu. Kitap Fuarı maddî bir alış-veriş ortamından ziyade insan sıcaklığı taşırdı. Şairleri, yazarları yakından görmek, tanışmak, yeni kitaplardan haberdar olmak güzeldi. Şimdilerde nasıldır bilemiyorum. Zira artık o koca şehirden uzağım.

Kitap Fuarlarında okuyuculara yönelik nitelikli etkinlikler daha fazla yapılmalı. Kitabı çok satmak tek gaye olmamalı. Satışa odaklı yayıncılık anlayışı zarar veriyor. Yazar ve okuyucu buluşması sağlanmalı. Kitapların tanıtımına yönelik özgün çalışmalar yapılmalı. Edebî sohbetlerin, çeşitli sanatsal etkinliklerin olması yararlı olur diye düşünüyorum.

Yaratıcı yazarlık atölyeleri yapılıyor. Belli bir ücret karşılığında verilen bu kurslar hakkındaki görüşünüz nedir? Sizce yazar olmaya heves edenler bu kurslardan neler kazanabilirler? Bu atölyeler yerine, edebiyatımıza yeni kalemler kazandırmak ve genç kalemleri yönlendirebilmek adına neler yapılabilir?

Yazarlığın okulu olmaz ama okuma-yazma çabasında olan kişiler için bu tür uygulamalar bir yol işareti sunabilir. Yazarlık her şeyden önce yetenek ve çalışmanın bileşkesidir. Marifet ve emek olmadıkça sonuç alınamaz.

Yazarlık Okulu vb. uygulamalar yazar-okuyucu buluşmasını sağlaması bakımından önemli. Bu tür etkinliklerde seçilmiş edebî metinlerin okunup değerlendirilmesi ve uygulamaya yönelik çalışmaların yapılması güzel.


Okuma-yazma uğraşını bir hayat biçimi olarak düşünmedikçe bu alanda verimli sonuçlar alınamaz. Hevesli olmak iyidir lakin devamlı olmak, kararlı olmak ve adanmış bir ruh elzemdir.

Türkiye Yayıncılar Birliğinin yayınladığı verilere göre Türkiye’de kişi başına yılda 7.1 kitap yayınlanıyor. Bu istatistiğe rağmen, medyada ülkemizde kitap okuma oranlarının düşük olduğu yönündeki ifadeleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Ülkemiz okuru kitaba/edebiyata yeteri kadar ilgili mi? Kitap satın alan ama okumayan bir ülke miyiz? Türkiye’deki kitap okurunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kitap okumayı çocuklara, gençlere sevdirmek esas olmalıdır. Kitaplar sayesinde uzaklar yakın. Kitaplar ile buluşan nesillere hasretiz. Son yıllarda kitap okuma oranında bir artış olduğu gözleniyor. Yalnız günümüzde popüler kitapların daha çok tercih edildiği de aşikâr. Burada reklamın, kâr odaklı diğer faaliyetlerin etkisi var.

Okuma kampanyalarının, okur-yazar buluşmalarının, kitap fuarlarının okuma oranını artırma yönünde olumlu katkıları oluyor. Kitabın gündem olması gerekiyor.

Nitelikli kitaplar daha çok okunmalı. Bu hususta güzel örneklere ihtiyacımız var. Kitap okuyan anne-baba, kitap okuyan öğretmen toplumu yeniden şekillendirir. Kitabın ihtiyaç olarak görüldüğü bir anlayışı geliştirmemiz gerekir.

Bir de internetin yaygınlaşmasıyla kitaptan uzaklaşanlar var. Hâlbuki internet ve kitap iki ayrı alan, iki ayrı dünya… Kitaplar daha yakın ve sahicidir. Sanal ortamda verimli bir okuma yapılamaz. Sahih okumanın adresi kitaplardır.


Neredeyse bütün gazeteler kitap eki yayınlıyorlar. Kitap ekleri, kitap tahlilleri mi yayınlıyor yoksa sadece kitap reklamı yapmayı mı amaçlıyor? Kitap eklerinin olumlu/olumsuz yönleri nelerdir?

Kitap eklerinin olumlu yönü yeni kitapları gündeme getirmesi ve değerlendirme imkânı sağlamasıdır. Yalnız bazı kitap eklerinde reklam destekli kitap tanıtımları yapılıyor. Bir de belli yayınevlerinin kitapları dışındaki yayınlara pek yer verilmiyor. Sanki bazı kitap ekleri, yayınevi desteğinde hazırlanıyor. Bu durum elbette hoş değil.

Kitaba değer katan derinlikli tahlillerin, tespitlerin olduğu eleştirel yazıları arada bir kitap eklerinde görmek sevindirici. “Su akar yatağını bulur” demişler. Bu alanda daha nitelikli çalışmaların olacağını umuyorum.


Birçok yayınevinin, hiçbir edebi kaygı gütmeksizin belirli bir ücreti ödeyen herkesin kitabını basmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Yayınevlerinin bu tutumu edebiyatımıza neler kazandırır/neler kaybettirir?

Son devir edebiyatımızda şairlerin, yazarların çoğunluğu ilk kitaplarını kendi imkânlarıyla yayımlamışlardır. Ve bu ilk kitaplar o dönemde nedense karşılık bulmamış ve elde kalmıştır. Bunun birçok örneği vardır. İlk kitaplar için maalesef böyle bir durum yaşanıyor. Zira büyük yayınevleri satamadığı kitabı basmak istemez. Yolun başındaki şair, yazar için aşılması gereken zorluklardan birisi de ilk kitabı yayımlatabilmek. Son dönemde bazı yayıncılar bunu fırsat bilip çeşitli çalışmalar yaptılar. Ciddi bir değerlendirme aşamasından geçmeden yayımlanan kitaplar bir süre sonra okunmaz olur. Bu hususta acele etmemek gerekir. Sözün demini bulması önemlidir. Hakikat, edebiyat, sanat ve düşünce cephesinde derdi olan, davası olan kişi yola devam edebilir. Zaman yetkin bir seçici.

Bazı büyük yayınevlerinin medya ve dağıtım desteğiyle tekel oluşturmalarını ve eseri ürüne dönüştürmelerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tekelleşme türlü kötülüklerin habercisidir. Yayın dünyasında da bu durum yaşanıyor. Büyük maddi imkânlar ile alanı daraltanlar her dönemde olmuştur. Bu mücadele devam edecek. Mütevazı imkânlar içinde yayıncılık yapmaya çalışan yayınevlerini görmek ve desteklemek şart oluyor. Zira orada paketlenmiş ürünlerden ziyade insan sıcaklığı ve kitabın güzelliği vardır. İyi okuyucu, aynı zamanda iyi bir seçicidir. Bu noktada reklam ile şişirilmiş ürünlere değil de bir özgünlük taşıyan sağlam eserlere dikkat kesilmek gerekiyor. 



Kaynak: 
Hayal Bilgisi edebiyat-sanat dergisi
Sayı: 13, Yaz 2014
    




Haber okunma sayısı: 2366

htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • diline sağlık

    2 mustafa alagöz: edebiyat artık ilgi görmüyor...maalesef... 27 Ekim 2014 11:13

DİĞER HABERLER


YAZARLAR

KONYA - HAVA DURUMU

KONYA

ÇOK OKUNANLAR


  • Haber bulunamadı

FOTO GALERİ