defterk

BEKRİ MUSTAFA İMAM OLMUŞ

04 Ekim 2017 Çarşamba 07:02
bekri-mustafa-imam-olmus

Ömer Demirbağ, bir güzel örnekle dile kastedenleri tenkid etti.

 

Meşhurdur.

Bekri Mustafa.

Sultan 4. Murad devrinde İstanbul’da yaşamış.
İleri derecede alkolik. Öyle ki ayık zamanını bilen yok.

Kenar mahallelerden birinde bir cenaze kaldırılıyor. 
Ama aksilik işte, cenaze namazı için hoca, bir türlü bulunamıyor. 
O sırada sokaktan yalpalayarak geçmekte olan Bekri Mustafa’yı, başındaki kavuğa bakarak hoca zanneden mahalleli, namazı kıldırması için ona ısrar ediyor.

Bekri Mustafa yine çakırkeyf, yine kafası hoş, kabul ediyor teklifi. 
Yalnız bir şartı vardır:

“-Ben mevta ile biraz konuşacağım. Siz biraz uzak durun bakayım.” 
diyor ve tabuta eğilip bir şeyler fısıldıyor.

Cemaat bu esrarlı davranış karşısında hayran, saf saf diziliyor sarhoş Bekri Mustafa’nın arkasına ve cenaze namazı kılınıyor (!)

Cenazeden dönüşte biri Bekri Mustafa’ya yanaşıyor, derin bir edeple soruyor:

“-Efendim, pek merak ettik. Lütfediniz, söyleyiniz. Rahmetli ile ne konuştunuz?”

Bekri Mustafa, gevrek sarhoş konuşmasıyla tane tane cevaplıyor:

“-Ona dedim ki: -Sen öldün, öbür tarafta sana bu dünyayı sorarlarsa de ki Bekri Mustafa imam olmuş, gerisini siz düşünün!!!”

TDK (Türk Dil Kurumu) diye bir kurumumuz var.

Türkçenin korunmasına, gelişmesine, zenginleşmesine memur.

Yetmişlerde uydurukçayı dayatarak güzelim Türkçenin canına okuyan…

Seksenlerde biraz ıslah olur gibi görünen…

Doksanlarda günümüze kadar da filanca kelimeler yok ayrı yazılacak, yok bitişik yazılacak, inceltme ve uzatmalar yok olmayacak, yok olacak, yok kısmen olacak… diye durmadan kitap, sözlük, kılavuz yayımlayıp duran…

Sürekli kendi yaptığını değiştirerek “usulün yerleşmesine” izin vermeyen…

Bir türlü istikrar belirtmeyen ve aslında dilde, konuşmada, yazmada var olan kaosa katkıda bulunmakla kendini vazifeli addeden bir müessese.

Tarihçi yazar Murat Bardakçı, TDK’nin başındaki Prof unvanlı zatın bir demecini noktasına virgülüne dokunmadan, aynen yayımlamış.

Aşağıdaki inci mercanlar “Türk Dil Kurumu”nun tepesindeki zatın ağzından dökülüyor.

Bakın şu eşsiz hitabet örneğine:

“...Bizim karşılıklarımızı bekliyolar nası çatarız diye, bi de bi de bekliyolar ihtiyacımızı Dil Kurumu’nun karşılığını kullanalım, vakit geçiyo, yerleşmeden yani bu iyi niyetle de bekleyenleri biliyoruz. Biz halkı da işin içine dahil ediyoruz bunu tabii şöyle de anlayabilirler yani kötü niyetliler, işte Dil Kurumu bir şey çalıştığı yok, bilmiyo da aslında konuyu, ona buna soruyo, işte onun da üstüne yatıyo. Öyle değil. Dil, yani sanat ve zekâ olarak kimin güzel kullandığını bilemezsiniz. Biz hizmet ediyoruz, teknik olarak işte ameliyat ediyoruz, yarıyoruz, sarıyoruz. Sanatkârlık ayrı bişey, dil ustalığı, zekâ kıvraklığı ayrı bişey. Onun kimde olduğunu bilemezsiniz. Çok güzel bir karşılığı ummadığınız bir kişi verebilir. Bunu bunun için yapıyoruz.”
...

Bekri Mustafa imam olmuş, gerisini siz düşünün, diyen Bekri Mustafa’yı rahmetle anmamak, mümkün mü?



Haber okunma sayısı: 219

htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER